İNTERMEZZO

Herşey geçiştir. Herşey geçicidir. Yaşamın melodileri ara nağmeleriyle birbirine bağlanır. Yaşam bazen bağlantılarda gizlidir.
Posts mit dem Label Okur werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Okur werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

Donnerstag, 18. August 2011

Okur'a Mektuplar - 2


İşte yine klavye başındayım. Yine seninle konuşma isteği var içimde çünkü. Konuşacak ne çok şey var aslında.


Neler geçmişti aklımdan bugün sevgili okur? Yaşadığım, gezip gördüğüm yerlerden söz etmek istemiştim. İnsanoğlu denen şu varlığın, yüzyıllar boyu yaşam sürdürdüğü yerlerde inşa ettiği, kendisinden sonra gelenlere miras bıraktığı görülesi yapılardan, doğa dediğimiz şu muhteşem olgunun harikalarından bahsetmek istemiştim.


Evet, yaşam çabası birçoklarımız için neredeyse tüm zamanımızı alan bir uğraş. Ama buna rağmen ben her insanın, şu yaşlı yerküre üzerinde kültür ve sanat adına, doğa güzellikleri adına ne varsa, hepsini tanımaya, hepsinden nasibini almaya hakkı olduğuna inanıyorum. Çünkü yaşamımızı güzelleştiren, zenginleştiren şeylerdir onlar. Ve istisnasız her insan, insan ruhunu yücelten, insana insan olduğunu hissettiren bu değerlerden mahrum kalmamalı.

Montag, 15. August 2011

Okur'a Mektuplar – I




Merhaba sevgili okur! Şu anda bu satırları okumakta olduğuna göre, böyle hitabetmemde mahzur yoktur herhalde.


Bugün nedense seninle konuşmak, seninle dertleşmek geldi içimden. “Sen” diye hitabediyorsam, bağışla lütfen. Bu, seni kendime yakın hissettiğimden, yazarken seni benimle bir masa başında karşılıklı oturmuş, yazıya döktüklerimi, hatta dökemediklerimi bile benimle inceleyip, irdeler halde düşündüğümdendir. Bunu sakın bir saygı eksikliği, ya da nezaketsizlik olarak alma lütfen. Bunu tam aksine, bir saygı ve sevgi göstergesi olarak düşünebilirsen sevinirim. Hem böyle bir dertleşme, insanın “sen” diye hitabettiği biriyle yapılabilir ancak.

Mittwoch, 30. Juni 2010

Nasıl Bir „Okur“ sunuz?



Hiç düşündünüz mü nasıl bir okur olduğunuzu?

Doğrusu şimdiye kadar ben de pek fazla kafa yormamıştım bu konuda. Sorguladığım daha ziyade ne kadar okuduğum konusuydu. “Yeterli mi, az mı okuyorum, vakit ayırabiliyor muyum?” şeklinde. En fazla da “Neler okuyorum?” tarzında. „Hangi kitaplar, hangi dergiler, gazetelerin hangileri?“ örneğin.

Ama bu defa tatile götürmek için kitap aranırken, bana eşlik edecek kitap için şart koştuğum özellikler dikkatimi çektiğinde, nasıl bir okur olduğum konusu takıldı kafama.