İNTERMEZZO

Herşey geçiştir. Herşey geçicidir. Yaşamın melodileri ara nağmeleriyle birbirine bağlanır. Yaşam bazen bağlantılarda gizlidir.

Samstag, 29. Mai 2010

İstanbul’u dinledim! Gözlerim açıktı!


İstanbul’daydım!!! Gittim, gördüm ve döndüm!!!

Eski sevgilim beni tüm içtenliğiyle, tüm güzelliği, tüm çilekeşliği ve tüm sevgisiyle karşıladı!

Boğazın iki yakasını birleştiren muhteşem köprüleri; gündüzleri üstüste yığılmış motorlu taşıtları ile sürekli homurdanan huzursuz canavarları, geceleri binbir pırlanta ile işlenmiş ödenemez bahadaki görkemli dev gerdanlıkları andırıyorlardı.

İstanbul’u dinledim, İstanbul’u kokladım, İstanbul’a dokunmaya, onu görmeye ve hissetmeye çalıştım.

On seneye yakın bir zamandır görmediğim çocukluğumun ve gençliğimin şehrini yeniden tanımaya, kavramaya, anlamaya uğraştım.

Donnerstag, 29. April 2010

Bekle Beni İstanbul


Şehirlerin en güzeli!!

Eteğinde deniz köpükleriyle
Yedi tepe üzerine serilmiş fettan kadın!

Bir yüzü ağlayıp bir yüzü gülen
Tiyatro maskelerinin en zengini
Bir eliyle okşayıp, bir eliyle döven
Belalı aşıkların en yangını!

Kayıp Şair






Bir garibim şu dünyada, geçmişimi kaybettim

Yürüyorum yürüyorum, geleceği kaybettim

Önüm sonsuz, arkam ıssız, yandaşımı kaybettim

Sağım boşluk, solum hiçlik, yoldaşımı kaybettim.



Yazıyorum, çiziyorum, çizgileri kaybettim

Çalıyorum, söylüyorum, ezgileri kaybettim

Derliyorum düzüyorum, dizgileri kaybettim

Fallar suskun, gökler dilsiz, yazgıları kaybettim..



Yollar bitmez, zaman geçmez

Kimse bana bir söz etmez

Gücüm bu dünyaya yetmez

Sabah olmaz, bir kuş ötmez



Sözler boğazımda kaldı

Kalemimi rüzgar aldı

Gidiyorum gidiyorum

Yönlerimi kaybettim

Yaşıyorum, yaşıyorum

Günlerimi kaybettim....







10.11.2004

Zühal Voigt

Sonntag, 25. April 2010

Köln'e Seyahat ve Yaşasın Teknik!


Evliya Çelebi ne demiş?

“Seyahat ya Resulallah!”

Ama aslında “Şefaat ya Resulallah” demek istemiş. “Seyahatname” sinde anlattığı gibi, bir gece rüyasında Hz. Muhammed’i görmüş ve ondan şefaat dilemek isterken, dili sürçünce, ortaya bu dilek çıkmış. Hz. Muhammed de anlaşılan onun bu isteğini yerine getirince, Evliya Çelebi zamanının en ünlü seyyahı olmuş.

Her birimizin içinde bir Evliya Çelebi yatmaz mı aslında? Gündelik işlerin, yaşamın monoton gidişatının içinden ara sıra başını kaldırıp, ille de başka diyarlara gitme, başka ülkeleri görme, başka insanları gözlemleme, başka manzaralara hayran olma arzusunu haykıran?

Bu arzu böylesine şahlanınca da, ne yapıp edip, bir yolunu bulup, bir yerlere gitme fırsatı yaratmaz mıyız? Bazen çok yakın da olsa, ille de bir değişiklik gerekmez mi? Tebdil-i mekanda ferahlık vardır diye boşuna mı söylemiş büyüklerimiz?

Benim “Evliya Çelebi”m de kışın geçmesini, havaların bahara dönüşmesini bile bekleyemedi bu sene. Ağaçlar daha yeni tomurcuklanırken düştük yollara.