İNTERMEZZO

Herşey geçiştir. Herşey geçicidir. Yaşamın melodileri ara nağmeleriyle birbirine bağlanır. Yaşam bazen bağlantılarda gizlidir.

Sonntag, 3. Oktober 2010

“Lost” İçinde “Lost” olmak ve “Geri Kalmışlık”




Hep söylüyorum, şu bizim İsviçre geri kalmış bir ülke vesselam!

Dünyada yeni bir şey ortaya çıkmaya görsün. Bizimkiler burada bu yeni şeye önce bir hayli uzaktan bakarlar. Hem uzaktan, hem yüksekten. Şöyle Matterhorn’un tepesinden filan. Bu yüzden dünyada ortaya çıkmış bir yenilik, İsviçre vizesi alıp ülkeye girebilmek için bir hayli beklemek zorundadır. Örneğin cep telefonları. Burada ilk cep telefonları ortaya çıktığında, Türkiye’de çobanlar birbirleriyle cep telefonlarından haberleşmeye başlamışlardı bile. Ben de böyle bir yenilikten bir Türk arkadaşım vasıtasıyla haberdar oldum. O cebine bir telefon koymuştu ve onunla hava atmaktaydı. “Neymiş, nasılmış” derken bu arkadaşım sonuçta bana da bir tane aldırttı. O zamanlar, (aşağı yukarı onbeş sene önce) cep telefonları eski bir telefon ahizesi – yaşı yirminin altındakiler bilmez, eskiden telefon denilen, üzerinde numaralar olan bir cihaz vardı, ve bu aletin üstünden alınıp bir ucu ağıza öteki ucu kulağa tutulan ve bir kordonla asıl alete bağlı olan uzunca bir araç vardı, işte o- büyüklüğünde ve aşağı yukarı bir kilo ağırlığındaydı.

Montag, 27. September 2010

Happy Birthday Google!






Google Arama Motoru oniki yaşında!

Her gün Internet’te yaptığımız gezilerde, “olmazsa olmaz”ımız haline gelmiş olan Google meğerse oniki yaşına basmış.

Adını ilk defa ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum bile. Sağdan soldan, İnternet kullanan arkadaşlar tarafından hep daha fazla bahsedilmeye başlandığında, “Neymiş bu acaba, nasıl işlermiş, faydası neymiş?” sorularıyla ve tereddütlerle ilk kullanma denemelerine başlamıştım.

Freitag, 3. September 2010

Kinin Hapları


Referandum TDK’ya göre “Halk Oylaması”.

Benim yaşadığım ülkede durmadan referandumlar yapılır.

Yani durmadan halk oylamasına başvurulur.

Birkaç ay, hatta birkaç hafta arayla, seçmenler çeşitli konularda oylarını kullanarak, siyasi, toplumsal, finans, öğretim vesaire, bütün toplumu ilgilendiren tüm alanlarda tercihlerini oyları vasıtasıyla bildirirler. Çünkü ülkeyi idare edenler, sadece anayasa söz konusu olduğunda değil, her konuda durmadan halkın fikrine başvururlar.

Freitag, 13. August 2010

Yalnızca İki Kelime


Ne sihirli iki kelimedir o!


Hangi milletten, hangi etniden, hangi renkten, hangi medeniyetten, dünyanın hangi köşesinden ve kaç yaşında olursak olalım, nasıl da tepeden tırnağa içimizi titretir, nasıl da yüreğimizi delip geçer, nasıl da tüm irademizi yerle bir edip bizi kendisine tutsak eder.

Hangi dilde söylenmiş olursa olsun, güzeldir.

Söylediğimiz, söyleyebildiğimiz zaman, içimizin derinliklerinden kopup dudaklarımızdan dökülebildiğinde, nasıl da kanatlandırır, nasıl da mutluluklara garkeder.

Duyduğumuz, duymayı istediğimiz dudaklardan döküldüğü zaman, nasıl da dünyaları bahşeder.

Mittwoch, 11. August 2010

Adını Ne Koyalım?




- Abbas
- Olmaz
- Ajan
- Casus mu bu?
- Amigo
- Maça gitmeyeceğiz birlikte.
- Ayyaş
- Ne bu yahu? Yok mu adam gibi isimler?
- Afacan
- I-ıh
- Arap
- Tehlikeli
- Azman
- Ya fazla büyümezse?
- Abuzettin
- Daha neler
- Abdurrezzak
- Başka başka?
- Aspirin
- Dünyada olmaz
- Aşifte
- Ben öyle isim koymam
- Ahu Tuğba
- Yok deve.. Ne biçim isim bunlar? Başka harfe geç.

Montag, 9. August 2010

Günün Düşünceleri-1











Aslında ne kadar da önemsiziz.

Tüm çabamız, tüm kavgamız, tüm yaşamımızla.

Her birimiz, her Allahın günü birşeylerin peşinde koşuyor, birşeylere ulaşmak için kavga veriyor, günlerimizi, aylarımızı, senelerimizi harcıyoruz. Yaptığımız işlerin ağırlığı altında eziliyor, sorunlarımızın içinde boğuluyor, kendi dertlerimizden, kendi yaşamımızdan bir santim ötesini görmüyoruz çok kere.