İNTERMEZZO

Herşey geçiştir. Herşey geçicidir. Yaşamın melodileri ara nağmeleriyle birbirine bağlanır. Yaşam bazen bağlantılarda gizlidir.

Dienstag, 22. Mai 2012

"Mustafa" Üzerine









Ve sonunda kaybettik kendisini...

İki senedir bize zaman zaman sinirden tırnaklarımızı yedirtti. Zaman zaman öfkelendik, “Bu kadar da olur mu yahu?” dedik. Gün geldi, bir kıyı kasabasında yetişmiş kendi halindeki balıkçımız, James Bond’a taş çıkartan ustalıkla elinde tabanca adam kovaladı; yer yer Cazanova’laştı, sosyete güzellerini kırk yıllık zamparalara yakışan tavırlarıyla tavladı; şeytana külahını ters giydiren kurnaz iş adamlarıyla aşık atarak onları parmağında oynattı; polislerin, savcıların karşısında Al Capon soğukkanlılığıyla yalanları birbiri ardına sıraladı; her sıkıştırıldığı köşeden sıyrılmasını bildi; paraya para demedi, Cote d’Azur hovardalarının lükse alışkın hafifliğiyle son model arabalarla caddelerden aktı; yeri geldi bazen kaza ile adam öldürdü, bazen öldürmek kasti ile ateş edip ıskaladı. Bazen kötülüğün sınırlarını zorlayıp seyircisini isyan ettirdi. Ve bizlere bu çok geniş karakter ve beceri yelpazesini sunduktan sonra da, kalbi kırık, ölümüne seven bir kişiliğe bürünerek beyaz cama veda etti.



Hem de ne veda! Sonuçta, dizi boyunca Mustafa’ya kızmış olan izleyici bile, birden kendisini, onun için göz yaşı dökerken buldu.

Öyle ya, iki yıldır zaman zaman izleyiciyi soluksuz peşinden sürükleyip, bazen de ne zaman sıkıcı uzatma ve tekrarlardan kendisini kurtarıp mantıklı bir sonuca varacağını merak ettiren bu öykünün, asıl mazlumu oluvermişti birden bire Ildır’ın saf balıkçısı Mustafa! Çocukluktan sevdiği güzel kasabalı nişanlısının, dört şehirli şımarık zenginin tecavüzüne uğramasıyla, tüm yaşamı rayından çıkmıştı zavallı balıkçının. Sevdiği kızın arkasında duramadı, çünkü anne babasının, kasabalının ve tüm tanıdıklarının gözünde kirlenmişti artık güzelim nişanlısı. Acısını, nişanlısına tecavüz edenlerin maddi gücünde boğmaya çalıştı, yaşadıklarını zenginleşerek unutmak istedi, Bunu yaparken de, nişanlısıyla birlikte tüm ahlaki değerlerini de birer birer terketti. Kimseye güvenemedi, kimseyi sevemedi. Gitgide entrikaya, kötülüğe gömüldü, sevdiği kızın kötülüğü için çalışmaktan bile geri kalmadı, uğurlarına sevdiğini terkettiği anne ve babasına bile hayrı olamadı artık, evlendiği kadına ve doğacak bebeğine de hakeza.  Attığı her adımda, daha da bir karanlığa battı Mustafa.

En sonunda, yaşayabilmek için, aklından hiç çıkaramadığı sevdiğine yeniden sarılmayı denedi ama artık çok çok geç kalmıştı.

Öykü boyunca, uçlardaki yaşamı, davranışları ve yaptıklarıyla izleyicisini olumsuz etkileyen Mustafa’nın, aslında iyi bir mesajı vardı bizlere.

Mazlumun arkasında durmayan, yalnız mazlumu değil, kendi yaşamını da feda eder demek istemişti Mustafa.

Öyle ya, alem ne der diyerek, anne ve babasının doldurmalarına gelerek sevdiği kızın elini bırakmamış, ona destek olarak onunla birlikte güçlüklere karşı koymuş olsaydı, sonuçta onu kaybetmemiş, kendi yaşamını da heba etmemiş olacaktı.

Yani sonuçta, “Sevdiğinizi her ne şart altında olursa olsun bırakmayın, hele tecavüze uğramışsa suçlu değil, mazlumdur, ona arka çıkın, onu kucaklayın, yoksa sonunuz benim gibi olur!” demiş oldu Ildır’lı balıkçı.

İyi de dedi.


Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen